Marmara Mutfagi

Marmara mutfagi denince akla tabiki enfesli lezzetler ve tatlar gelir.Basi ceken mutfagi tabiki Istanbul mutfagidir.Istanbul Yogun kültürüyle zengin ve binbir cesit yemk kültürünüde ev sahipligi yapar.Bu Kültürel zengiligide Istanbul"u, Istanbul yapar.

Marmara Bölgesi, asırlardır yoğun bir göç hareketi yaşıyor. Halen aktif olan ve Anadolu’dan İstanbul, Bursa ve Kocaeli’ye doğru gerçekleşen Doğu-Batı eksenli göç yolunun yanı sıra Balkanlardan Trakya’ya doğru geçtiğimiz yüzyılın başında gerçekleşen başka bir göç dalgası da bölgenin sosyal yapısını sonsuza dek değiştirdi. Haliyle bölge mutfağı da karma bir mutfak kültürü ile zenginleşen ama özgünlüğünü de yaratmayı başaran bir içeriğe sahip…

Marmara Bölgesi’ni sıklıkla ekonomik gücü ile anıyoruz: Türkiye’nin ekonomi kalbi İstanbul ile sanayi kalbi Bursa ve Kocaeli… Dolayısıyla bu üç büyük şehir, bölgenin devasa çekim merkezleri, zenginlikleriyle asırlardır insanları kendisine çekiyor. Türkiye’nin hemen her yöresinden gelen insanlar, yanlarında sadece umutlarını değil geçmişlerini de taşıyor ve böylece de bölge kültürü dev bir potaya dönüşüyor, barındırdığı kültürlerden beslenerek büyümeye devam ediyor. Elbette bölgenin diğer şehirleri olan Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, Yalova, Balıkesir, Çanakkale, Sakarya ve Bilecik’in de bu kültür zenginliğinden payını aldığını ya da bu kültür zenginliğini daha da güçlendirdiğini söylemeliyiz.

Sözün özü Marmara Bölgesi Mutfağı dediğimizde karma olduğu kadar yerelliğini korumuş devasa bir içerikten de söz ediyoruz. Ege ve Akdeniz’in zeytin kültürünü de, Karadeniz’in pratik ama lezzetli yemeklerini de, Anadolu’nun bol tahıllı lezzetleri ile Doğu’nun etli lezzetleri bir araya gelmiş Marmara Bölgesi’nde… Tabii ki bölgenin “Avrupalı” Trakyasını ve onun Balkan kökenli lezzetlerini de unutamayız…

İstanbul’un hünkâr mutfağı

İstanbul, temellerini atan Megaralılardan bu yana her zaman başkent olmuş, dünyanın en güzel kentlerinden birisi… İki büyük imparatorluğa başkentlik yapan İstanbul, dolayısıyla dünyanın tüm zenginliklerini de bünyesinde barındırmış. Hal böyle olunca, fağının dünyanın önde gelen mutfaklarından birisi olması da çok doğal… Roma İmparatorluğu’nun başkentliğinden Osmanlı başkentliğine geçerken İstanbul, ülkenin her yanından gelen malzemeler, ustalar, tarzlar ve lezzetlerin son durağı olarak her gün zenginleşen bir mutfak kültürü oluşturmuş.

Güney Marmara

Marmara ile Ege arasındaki geçiş bölgesini oluşturan Güney Marmara’da ise anmamız gereken ilk yöresel lezzet “tirit”tir. Bunun yanında Balıkesir mantısı, börülce ve salatası "sallama", sura, saçaklı mantı, düğün çorbası, şehriye çorbası, yaprak sarması gibi yemekler de özellikle Balıkesir’de yöresellik arz eder. Tatlılardan höşmerimin yeri ise apayrıdır.

Genel olarak Güney Marmara’da sebze ve ot yemeklerinin zengin olduğunu da söyleyebiliriz. Askalubrus, mürdük aşı, sarmaşık, acı filiz kavurması, semizotu ve kuzukulağı ilk aklımıza gelenler… Yine zeytin üretiminin gelişmiş olması nedeniyle yemeklerde zeytinyağı kullanımı oldukça yaygındır. Hâlihazırda Gemlik, Ayvalık ve Edremit gibi zeytinleri ile özdeşleşen yerlerin kültürleri zeytin ve zeytinyağına kurulu bir beslenme rejiminin gelişmesinde de ön ayak olmuş.

Trakya’nın lezzetleri

Trakya Bölgesi, bir başka âlem… Üzüm bağlarını mı anlatsak, meşhur Tekirdağ Köftesi’ni mi? Yoksa Edirne’nin eşsiz yaprak ciğerini mi anlatalım size? Avrupa ve Asya arasında bir köprü oluşturan Trakya Bölgesi, asırlardır barındırdığı halkların renkli yaşamları kadar onların zengin mutfak gelenekleri ile de ün sahibidir. Trakya mutfağı birbirinden lezzetli çorbaları, zeytinyağlıları, sıcak yemekleri, tatlı, börek ve hamur işleriyle az önce sıkça andığımız kültürel zenginliği de en iyi şekilde yansıtır. Örneğin Edirne ve Kırklareli’nin peyniri, yine Edirne’nin ciğer yemekleri, çiğ börek, akıtma, katmer, kulaç, yoğurtlu kulak, köbete, kaçamak, malika, etli marul dolması, nohutlu ekmek, katmerli pazı böreği, bir tür patlıcan salatası olan mamzama, üzüm suyuna hardal eklenerek hazırlanan hardaliye, labada adlı ottan yapılan borani, bir tür peynir tatlısı olan belmuş, badem ezmesi, gaziler helvası, içine kayısı, vişne, bal, üzüm, badem, incir, karanfil, haşhaş, safran konan kuzu veya tavuk etiyle yapılan zırva… Bunların hepsi sadece Edirne ve Kırklareli’nin aklımızda kalan lezzetleri, unuttuğumuz, adlarını anamadıklarımız da cabası…

Trakya’da ise ilk akla gelen elbette meşhur Tekirdağ Köftesi… Bir adı da Hacıköylü köftesi olan ve Hayrabolu Alacaoğlu köyünden Tekirdağ’a gelen kebapçı Hüseyin Ağa’nın alamet-i farikası; kömür ateşinde pişirilen ve orta yağlı parça ete bayat ekmek, soğan, sarımsak, baharat ilave edilerek yapılan Tekirdağ Köftesinin yanı sıra süt ile yapılan sütlaç ve börekler de birer lezzet abidesi. Kırklareli’nde çok sevilen ve tüketilen nohutlu ekmek, Tekirdağ’da da sofraların vazgeçilmezlerinden. Genel olarak hamur işlerinin öne çıktığı bir mutfak olarak görülmesine rağmen, Trakya mutfağı ve özellikle Tekirdağ’da, yaprak sarması, çeneçarpan çorbası, cıllık, elbasan tava, gülbarak böreği, höşmerim, hakuk, kale, mangır, papaz mancası, pireşe, şaraşura, zennik, kapama, oğlak çevirmesi, pilav, dolma, peksimet, sütlü çorba, kavurma, kırma, mısır, bakla çorbası, süt paparası, güveç, labada sarması, irmik helvası, baklava, büryan, peynir helvası, kalbur tekerlemesi, keşkek de bilinen ve sıklıkla tüketilen tatlardır.

Marmara’nın batısı, yani Trakya için ekleyeceğimiz son not, bölgedeki yoğurt ve peynir kültürünün zenginliğidir. Et, sebze, kuru baklagiller, dolmalar, makarnalar, patlıcan ve biber kızartmaları gibi birçok yiyecek, burada sarımsaklı yoğurtla servis edilir. Bununla birlikte hamur işlerinde sıklıkla kullanılan peynir ya da çökelek (ulaşık) de bölgenin vazgeçilmezlerindendir. Hayvancılığın gelişmiş olması ile süt ve süt ürünlerine bağlılık nedeniyle bölgede yetkin bir mandıracılık sistemi de kurulmuştur.

Anket

Sitemizi nerden buldunuz?:

Son yorumlar